Anlamak, Sevmenin Başlangıcıdır.
Başlıktaki ifadenin Baruch Spinoza'ya ait olduğunu öğrendim. Okuduğum kitabı bırakıp düşündüm dakikalarca. Anlamak... Sevmek... Sonra, her gün şahit olduğum ve adı sevgi olarak ifade edilen yaklaşımları düşündüm. Mutluluk veren ya da acı çektiren. Hepsinin de adı sevmekti oysa. Sordum kendime? Anlamadan sevmek mümkün mü veya ne kadar mümkün? Sadece hissederek mesela... Tamamen saf hisler barındıran birinin sevmesi bir varlığı mümkün olabilir mi veya ne derece mümkün olabilir? Yahut anlamadan hissetmek ne kadar mümkün olabilir? Peki akletmek niye var? Bu evrende her şeyin bir bütünün parçası olduğunu kabul ediyor ve sevginin de tüm bu büyük resimdeki bir gerçeklik olduğuna inanıyorsak eğer sadece hissetmekle olacak bir hadise değil gibi bu sevme işi. Elbette hisler olmadan olacak bir olgu değil fakat anlamadan gerçekten sevgi olması mümkün görünmüyor. Çünkü, anla(ya)mayan bir varlığın kendini dahi sevebilmesi olası durmuyor. Durumu en anlaşılır şekilde örneklerdirecek okursak; evli bir insanın, eşinin ruh hâlini, hislerini veya düşüncelerini anlamadan ya da anlayamadan eşini sevmesi ne kadar mümkün? Bir insanı sevmek, o insanın olabileceği en iyi hâlde (başarılı, mutlu) yaşamasına yardımcı olmak olarak ifade ediliyor. Pekâlâ, o insanı anlamadan nasıl yardımcı olacağız daha bir yaşama ulaşmasına? Pek mümkün görünmüyor sanırım. Uzatmadan bitirmek istiyorum. Bu hayatta her şey bulaşıcıdır. İyilik de, kötülük de. Umarım, anlamaya çalışarak tüm evrene sevgiyi ulaştırabiliriz.
Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevgiliyle kalın.
Yorumlar
Yorum Gönder