Süreç Odaklılık

Geçenlerde, Mehmet Doğramacı'ya ait bir tweet okudum. Süreç ve Sonuç odaklılık hakkında. Düşününce, aslında ne kadar da bizi anlatan bir konu. İçinde bulunduğumuz toplumla ilgili üstünde durulması gereken en önemli sosyolojik sorunlardan bir tanesi.

Çocukluktan başlayalım mesela; okul yılları... Sınav sonuçlarının açıklandığı ya da karnelerimizi aldığımız günü hayal edelim. Eve gidilir ve ebeveynlerin karşısına geçilir. Hakkımızda verilecek olan tüm değerlendirmeler, oradaki bir kaç rakamla ilgilidir. Neler öğrenmişsin, gelişim sürecin nasıl ilerliyor, nerelerde iyisin veya nerelerde eksiklerin var gibi tüm süreçle ilgili gerçekler yok olup gider (ki zaten hiç olmamıştır da) ve bir kaç rakam, çevrenizin sizinle ilgili etiketini oluşturur. Bu durum, ilerleyen zamanlarda meslek seçimlerinde de karşımıza çıkar mesela; doktor, mühendis, öğretmen vb. ol evladım. Neden? Çünkü, ayın 15'inde ihya olursun. Hangi hastalıklara yeni tedaviler geliştireceğin, yeni nesillere ne gibi ufuklar açacağın ya da insan hayatına fayda getirecek ne gibi teknolojiler geliştireceğinin pek de önemi (çevrene hava atmak dışında) yoktur.

Yıllar boyunca, bu şekilde sonuç odaklılık empoze edilerek yetiştirilen bireyin de yetişkinlik döneminde çok farklı yaklaşımlar göstermesini ve ülkeye bir katma değer sağlamasını beklemek de polyanacılık oluyor. Hayatın her alanında kendini gösteriyor bu olumsuzluk fakat bu konuda bizi anlatan en güzel alanlardan birisi, ülkede din gibi gördüğümüz futboldur. Empoze edilmiş sonuç odaklılık duygusunun en fazla dışa vurulduğu alan. Sonuç mu? Elbette SKORSEVERLİK. Sonuç yoksa, ortada bir başarı da yok düşüncesiyle bataklığa giden bir etkinlik alanı.

Süreç ve Sonuç odaklılık konusundaki doğruları görmek için kafayı biraz kaldırıp, başka ülkeler neler yapıyor diye baktığımızda hissediyoruz ki; süreç odaklı olmanın, aslında o istenilen hedeflere ulaşmakta nasıl olumlu sonuçlar doğurduğunu çok açık bir şekilde görebiliyoruz. Süreç gelişimini doğru bir şekilde analiz ettiğimizde neler olabiliyor, bunu seyrediyoruz. Kuzey Avrupa başta olmak üzere, bu konuda tablo gibi karşımızda duran bir çok başarılı ülke var. Bu ülkelerin, kişinin çocuklukta başlayan gelişim ve eğitim süreçlerini gözlemleyip -ki geçmişimiz de biz de bu doğruları uyguluyorduk, sonraları unuttuk ya da unutturuldu.- kendi yaşam modelimize entegre etmeliyiz. Peki ya sonra mı? Sonuç kendiliğinden gelecektir zaten.

Vural Bozoğlu 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kitap Listem

Susarsan, Duyarsın!

An'da Kalmak